Anasayfa  ›  Site İçi SEO

Site İçi Seo

Site içi SEO, sayfanın söylediği ile okurun anladığı arasındaki açıklığı kapatır: bir yayla yürüyüşüne kimlerin katılabileceği, üç sayfada üç ayrı adla geçen tek bir ürün, sonuna kadar inen okurun en altta bulduğu şey ve yıldızla sayfanın dibine gönderilen koşullar.

Telefon ekranı: Site İçi SEO

Site İçi SEO Bir Yürüyüşe ya da Yayla Gezisine Kimlerin Katılabileceğini Sayfada Nasıl Belirtir?

Yürüyüş sabahı buluşma yerine bir aile bebek arabasıyla gelir. İki yayla arasındaki günübirlik yürüyüşün sayfasında “Herkes katılabilir” yazmaktadır; aile de buna güvenmiştir. Patika ilk dönemeçte daralır, taşlı bir yokuşa döner; rehber onları geri çevirmek zorunda kalır. Kimse yalan söylememiştir; sayfa “herkes” derken kimi düşündüğünü yazmamıştır. Site içi SEO, bu tek sözcüğün yerine okurun kendini ölçebileceği bilgileri koyar.

Kimlerin katılabileceği sıfatla değil, ölçüyle yazılır. Kaç saat yürünüyor, molalar bunun içinde mi? Yolun ne kadarı yokuş? “İlk bir saat hep yukarı, gerisi düz” demek, “orta zorlukta” demekten çok şey söyler. “Kolay” sözü yazana göre değişir: her gün yürüyen rehberin kolayı, yılda bir kez yürüyenin kolayı değildir. Ölçü ise kimseye göre değişmez; okur onu kendi dizine, kendi nefesine vurarak okur.

Sonra kişiler gelir. Kaç yaşından küçükler alınmıyor? Çocuk kendi yürüyerek mi katılmalı, sırtta taşınan çocuk kabul ediliyor mu? Bebek arabası patikaya girer mi? Ayakta ne olmalı: bileği saran, tabanı dişli bir ayakkabı mı, yoksa spor ayakkabısı yeter mi? Grup kaç kişiyi geçmiyor, kaç kişiye bir rehber düşüyor? Bu satırların her biri telefonda zaten sorulan bir sorudur; sayfa onları sorulmadan cevaplar.

Kimler için uygun olmadığı da yazılır; sayfanın en çok çekinilen, en çok işe yarayan satırı budur. “Uzun yokuşta zorlananlar, yüksekten bakmaktan hoşlanmayanlar ve yürümeye yeni başlamış çocuklar için uygun değildir” diyen sayfa, kimseyi kırmadan kararı okura bırakır. Hastalıklar üzerine tek söz söylenmez, ölçü de verilmez; yalnızca şu yazılır: “Emin değilseniz hekiminize sorun.” Gerisi hekimin işidir, sayfanın değil.

Bu açıklığın karşılığı iki yerde görülür. Buluşma yerinden geri dönen azalır; “bize kolay demişlerdi” diye başlayan kırgın yorumlar da. İkincisi aramadır: insanlar “çocukla yayla yürüyüşü”, “yürüyüş zor mu”, “kaç yaşından itibaren” diye yazar. Karşılığı sayfada açıkça yazıyorsa arama motoru sayfayı o soruyla buluşturabilir. Bir satır da havaya ayrılır: yağmur ve sis programı değiştirebilir; karar o sabah verilir, katılana haber gider.

Bu bilgiler sayfanın dibine değil, fiyatın ve günün yanına, “Kimler katılabilir?” başlığının altına konur. Sayfalarınızda böyle tek sözcüklük cevapların durup durmadığını akortta duyarız. Akort, site içi SEO işinin başında ücret almadan yaptığımız dinleyiştir. Çalgı şenlikten önce açılıp içine bakılmaz; tellerine dokunulur, çıkan ses dinlenir. Siteniz de dışarıdan dinlenir, şifreniz istenmez. Dört telden biri sayfa içerikleridir.

Aynı Ürünün Adı Sitenin Üç Sayfasında Üç Ayrı Biçimde Yazılıyorsa Okur ve Arama Motoru Neyi Anlar?

Artvin ilinde bir kadın kooperatifinin sitesinde aynı kavanoz üç adla dolaşır. Anasayfadaki kutuda “Kuşburnu Marmelatı” yazar; kutuya dokununca açılan sayfanın başlığı “Kuşburnu Reçeli”dir; sepete atıldığında satırda “Kuşburnu Ezmesi” görünür. Bir müşteri sipariş vermeden önce kooperatife yazar: “Ben bunlardan hangisini almış oluyorum, üçü ayrı ürün mü?” Kavanoz tektir. Üç ad, üç ayrı günde, üç ayrı kişinin elinden çıkmıştır.

Okur için üç ad, üç üründür. Reçel ile marmelatın, marmelat ile ezmenin farkını bilen biri bunları gerçekten ayrı şeyler sanar ve farkı sayfada arar; bulamayınca ya sorar ya vazgeçer. Sepette başka bir ad gören müşteri yanlış ürüne dokunduğunu düşünür, geri döner. Soran azdır; çoğu kişi sormadan gider. Tek kavanozun üç adı, sitenin öteki sayfalarında yazanlara duyulan güveni de azaltır.

Arama motoru da adlara bakarak anlar. Sayfanın başlığı bir ad söylüyor, anasayfadan o sayfaya gelen bağlantı başka bir ad taşıyor, ürün listesi üçüncüsünü yazıyorsa bu sayfanın hangi aramanın karşılığı olduğu bulanıklaşır. “Kuşburnu marmelatı” diye arayan kişiye hangi sayfayı çıkaracağını arama motoru kendi seçer; kimi zaman sizin sayfanızı hiç göstermez. Adların dağınıklığı, sayfanın kendi sesini kısar.

Ad seçilirken alıcının arama kutusuna yazdığı sözcüğe bakılır; ürünün gerçekte ne olduğu da hesaba katılır, çünkü ad ürünü yanlış tanıtmamalıdır. Seçilen ad sonra sitenin her köşesine aynı harflerle girer: sayfa başlığına, menüye, anasayfadaki kutuya, sepete, onay iletisine, faturaya, kavanozun etiketine ve harita kaydındaki ürün listesine. Büyük harf, kısa çizgi ve gramajın yazılışı bile değişmez. Bir ürün, bir ad.

Eski adlar büsbütün atılmaz. Müşterilerin yıllardır bildiği bir ad varsa ürün sayfasında bir kez, açıklamanın içinde anılır: “eski adıyla kuşburnu ezmesi”. O adla arayan da sayfayı bulur, yeni adı da öğrenir. Bir kez yeter; her paragrafta yinelenen eski ad, karışıklığı geri getirir. Ad değişirken sayfanın adresi de değiştiyse eski adres yenisine yönlendirilir; yoksa dışarıdaki bağlantılar boşa çıkar.

Kalıcı çözüm küçük bir ad listesidir: her ürünün tek adı, doğru yazılışıyla, tek sayfada. Ürün ekleyen de etiket bastıran da adı oradan kopyalar. Adları teke indirmek, site içi SEO ayar listesinin işidir. O ay hangi telin ayarlanacağı orada satır satır yazar; liste önce size okunur, onaylamadığınız satırdaki tele el değmez. En başa kulağı en çok tırmalayan yazılır: sepette adı değişen ürün.

Sayfanın Sonuna Kadar İnen Okur En Altta Ne Bulmalıdır?

Bir misafir adayı, Borçka’daki bir pansiyonun sayfasını baştan sona okur: odaları, kahvaltıyı, Karagöl’e nasıl gidildiğini. Son satıra gelir. Altında küçük harflerle dizilmiş bir sıra bağlantı ve bir telif satırı vardır: gizlilik, çerezler, site haritası. Yer ayırtmak için ne yapacağını söyleyen tek sözcük yoktur. Misafir sayfayı yeniden yukarı doğru kaydırmaya başlar; düğme çok geride, ilk ekranda kalmıştır.

Sayfanın sonuna kadar inen kişi, o sayfanın en ilgili okurudur. İlk ekranda ayrılanlar olur, yarıda bırakanlar olur; sona varan ise anlatılanın hepsini okumuş ve hâlâ oradadır. Çoğu sayfa tam bu okuru boşlukta bırakır: yazı biter, sayfa da biter. Oysa son satır bir kapıdır. O kapıda okura bir sonraki adım gösterilmezse, ikna olmuş kişi ne yapacağını kendi başına aramak zorunda kalır.

İyi bir son dört parçadan kurulur. Önce iki cümle, sayfada anlatılanı toplar: ne sunuluyor, kime uygun. Sonra tek bir açık adım gelir: yer ayırtmak, sipariş vermek ya da aramak; beşi birden değil. Üçüncüsü o adım için gereken pratik bilgidir: hangi saatlerde cevap verildiği, oraya nasıl gelindiği. Dördüncüsü ilgili tek sayfadır: oda sayfasının sonunda kahvaltı, yürüyüş sayfasının sonunda konaklama.

Telefonda bu adımın yeri de önemlidir. Sayfanın sonuna gelen kişinin başparmağı ekranın alt yarısındadır; düğme oraya, yazının bittiği yere konur, bir köşeye sıkıştırılmaz. Üzerinde ne olacağı yazar: “Gün sorun”, “Sipariş verin”. Sonun altındaki küçük bağlantılar yerinde kalır; onların işi başkadır. Okur önce kendisi için yazılmış sonu, ardından sitenin her sayfasında yinelenen alt bilgiyi görür.

Son cümle rastlantıya bırakılmaz. Çoğu sayfada yazı, yazanın aklına gelen son ayrıntıyla biter: otoparkın yeri, bir uyarı, yarım kalmış bir düşünce. Okurun aklında kalan ise en son okuduğudur. Son cümle bu yüzden bilerek yazılır ve sayfanın asıl sözünü bir kez daha söyler. Arama motoru da sayfanın nasıl bittiğini okur; sonu olan sayfa, neyi anlattığı konusunda daha az soru bırakır.

Bütün sayfaların sonunu bir günde yazmak gerekmez. En çok okunan birkaç sayfadan başlanır; hangilerinin sona kadar okunduğu, ziyaretleri sayan araçlarda çoğu zaman görülebilir. Sonu olmayan bir rezervasyon sayfası, site içi SEO için akorda alınan sitede falso diye yazılır. Falso, yerine oturmamış sestir. Yanına şunlar not edilir: ses hangi telden çıkıyor, hangi ay ayarlanacak, o güne dek müşterinin kulağına nasıl gidiyor.

Yıldız İşaretiyle Sayfanın Dibine Gönderilen Koşullar Okura Ne Düşündürür?

Cumartesi sabahı dört kişilik bir aile, altı valizle transfer aracının başında durur. Artvin merkezden ilçelere yolcu taşıyan firmanın sayfasında büyük harflerle “Tek fiyat*” yazıyordu; şoför ise başka bir rakam söyler. Yıldızın karşılığı sayfanın en dibindedir, küçük ve soluk harflerle: hafta içi geçerlidir, üç yolcuya kadardır, bagaj ayrıca ücretlendirilir. Şoför haklıdır; koşul sayfada yazmaktadır. Aile de haklıdır; o satırı hiç görmemiştir.

Koşulu sonradan öğrenen okur tek şey düşünür: kandırıldım. Koşulun kendisi makul olabilir; hafta sonu farkı ya da bagaj ücreti kimseyi şaşırtmaz. Kırgınlığı doğuran, iddianın büyük, koşulun küçük yazılmasıdır. Okur bunu bir unutkanlık saymaz, bilerek yapıldığını düşünür ve sayfadaki öteki cümlelere de aynı gözle bakmaya başlar. Yıldız, yazanın bir şeyi geri planda tutmak istediğini gösteren işarettir; okur onu böyle öğrenmiştir.

Yıldızın bir zaafı daha vardır: okurun sayfayı baştan sona okuduğunu varsayar. Aramadan gelen kişi çoğu zaman sayfanın ortasına, doğrudan fiyatın yazdığı bölüme iner; dipteki satırı hiç görmez. Arama sonucunda alıntılanan cümle de çoğu kez iddianın kendisidir, koşul değil. Telefonda dip, on ekran ötededir. Yıldızı izleyip inen ve geri çıkan okur azdır; geri kalanı “tek fiyat” sözünü koşulsuz diye aklına yazar.

Koşulun yeri iddianın yanıdır, aynı boyda harflerle. “Tek fiyat” yerine “Hafta içi, üç yolcuya kadar tek fiyat; bagaj ayrıca” yazılır. Cümle uzar, ama doğru olur; okur kendi durumuna uyup uymadığını o anda görür. Koşullar çoksa teklifin hemen altına kısa bir kutu konur, başlığı açıktır: “Koşullar”. İçinde üç dört satır durur. Kutu açık gelir; bir oka dokununca açılan kapalı bir bölüm olmaz.

Aynı cümle onay iletisinde de yer alır. Yer ayırtan kişiye giden mesaj, sayfada yazan koşulu kelimesi kelimesine yineler; araca bineceği gün elinde dayanacağı bir yazı bulunur. Ödenecek tutarı değiştiren hiçbir şey dipnota, küçük harfe ya da ayrı bir sayfaya bırakılmaz: gün farkı, kişi sayısı, bagaj, bekleme, gece yolculuğu. Bunların dışında kalan ayrıntılar için ayrı bir koşullar sayfası açılabilir.

Yıldızı kaldırmak sayfayı zayıflatmaz; koşuluyla yazılmış söz, okurun güvenebileceği sözdür. Site içi SEO için atılacak ilk adım bir satırdan ibarettir: sitenizin adresi. O satır elimize geçince sitenizi akorda alır, karşılığında bir şey istemeyiz. Birlikte çalışırsak ayın sonunda bir dinleti yazılır; içinde o ay ayarlanan teller, müşterinin artık doğru duyduğu ses ve sıradaki tel sade sözlerle anlatılır. İkinci akort ilkiyle karşılaştırılır.

Sıkça Sorulan Sorular

Ölçüyü yumuşatmayın; nedenini yanına yazın: yolun hangi bölümü küçük bir çocuk için uzun ya da dik, grup orada neden bekleyemiyor. Nedeni okuyan veli çoğu zaman ısrar etmez. Yanına bir seçenek de koyun: küçük çocuklu ailelere uygun, daha kısa bir yürüyüşünüz varsa o sayfaya bağlantı verin.

Listeyi herkesin telefonundan açabildiği tek bir sayfada tutun ve adın elle yazılmasını değil, oradan kopyalanmasını isteyin. Yeni ürün önce listeye, sonra siteye girsin. Haftada bir, eklenen ürünlerin adına tek kişi baksın. Etiketi basan matbaaya ve faturayı kesen kişiye de aynı listeyi gönderin; ad üç elden değil, tek kâğıttan çıksın.

Olmaz; ikisinin işi ayrıdır. Alt bilgi sitenin tamamına aittir: adres, telefon, yasal bağlantılar. Son ise yalnızca o sayfaya aittir ve okura o sayfadan sonra ne yapacağını söyler. Her sayfaya ayrı yazmak şart değildir: oda sayfaları için bir son, ürün sayfaları için bir son hazırlanır; içindeki ad ve bağlantı sayfaya göre değişir.

Yazın. Sayfada pahalı görünen teklif, araca binerken sürprizle karşılaşılan teklife göre çoğu zaman daha az müşteri kırar; ikincisinin bedeli yorum olarak geri döner. Koşulu engel gibi değil, bilgi gibi kurun: önce neyin dâhil olduğunu, sonra neyin ayrıca ödendiğini söyleyin. Kendi durumunu sayfada bulan müşteri pazarlığa değil, yer ayırtmaya gelir.

Size daha iyi bir deneyim sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Dilerseniz inceleyebilirsiniz.

Size daha iyi bir deneyim sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Dilerseniz inceleyebilirsiniz.