Anasayfa › Web Tasarım
Web Tasarım
Web tasarım, sayfayı kimin, hangi mevsimde, hangi gözle göreceğini düşünerek kurar: mevsime göre değişen anasayfa ile onu hangi ay kimin değiştireceği, havaleyle ödeyecek müşteriye verilen hesap bilgisi, telefon ekranında bağlantı olduğu anlaşılmayan yazı ve yalnız renkle söylenen bilgi.
Web Tasarım Anasayfanın Mevsime Göre Değişen Yüzünü Kimin, Ne Zaman Değiştireceğini Neden Baştan Belirler?
Temmuz ortasıdır; yayladaki bir pansiyonun anasayfasını açan misafir adayı karşısında karla kaplı bir çatı ve büyük harflerle şu sözü görür: “Kış fırsatlarını kaçırmayın.” Dışarıda çayır diz boyudur, şenlik haftası yaklaşmaktadır. Sayfa aylar önce hazırlanmış, sonra unutulmuştur. Misafir, pansiyonun yazın açık olup olmadığından emin olamaz. Web tasarım, bu ilk ekranı kimin, hangi ay değiştireceğini daha iş başlarken sorar.
Artvin ilinde mevsimler birbirine az benzer; böyle bir yerde ilk ekran yıl boyu aynı kalamaz. Yazın yürüyüşe, göle, şenliğe gelen misafir ile kışın sobalı odayı ve karı arayan misafir aynı şeyi sormaz. Değişen dört parçadır: büyük fotoğraf, yanındaki cümle, öne çıkarılan şey ve saatler. Yazın öne yürüyüş yolları çıkar, güzün yaprakların rengi, kışın ulaşım bilgisi ve odanın sıcaklığı.
Tasarım bu dört parçaya baştan yer ayırır. Yönetim ekranında her birinin adı konmuş bir kutusu olur: “Mevsim fotoğrafı”, “Mevsim cümlesi”, “Öne çıkan”, “Saatler”. Yüklenen fotoğrafın boyu ne olursa olsun çerçeveye oturur; cümle uzasa da düzen bozulmaz. Değişiklik için tasarımcı aranmaz, kod açılmaz; işletmedeki bir kişi telefonundan, kimseye sormadan yapar. Yeri ayrılmamış bir sayfada her mevsim, küçük bir yeniden yapım demektir.
İkinci parça küçük bir takvimdir: tek sayfa, dört satır. Her satırda üç bilgi yazar: hangi ay, ne değişecek, kim değiştirecek. “Mayıs sonu: yaz fotoğrafı, yürüyüş cümlesi, yaz saatleri; değiştiren: işletmenin sahibi.” Kişi adıyla yazılır; “biri yapar” denen işi kimse yapmaz. Takvim sitenin yönetim ekranında ve işletmenin duvarında durur. Çalışan ayrılırsa ya da işletme el değiştirirse satırdaki ad da değişir.
Geçen mevsimin fotoğrafı ve cümlesi atılmaz; mevsimin adıyla bir klasörde saklanır. Gelecek kış aynı malzeme yeniden kullanılır ya da daha yenisi çekilene dek yerini tutar. Değişikliğin günü hafızaya bırakılmaz: telefona her yıl yinelenen bir hatırlatma kurulur. Mevsim takvimden önce dönerse, kar erken yağar ya da yayla erken şenlenirse değişiklik de öne alınır; takvim bir kural değil, bir hatırlatmadır.
Mevsimi geçmiş bir anasayfa, siteye dışarıdan bakan herkesin ilk gördüğü şeydir. Web tasarım çalışmasından önce sitenizi akorda alırız. Düğün öncesinde saz dize yatırılır, teller tek tek tınlatılır; kulak, yerinde olmayan sesi ayırır. Sitenizin de yalnızca dışarıya verdiği sesi dinleriz; şifresiz ve karşılıksız. Dört tel vardır: birinde sitenin işleyişi, birinde sayfaların sözü, birinde adınızın dışarıdaki yankısı, sonuncusunda harita kaydı duyulur.
Havaleyle Ödeyecek Müşteriye Hesap Bilgisi Sayfada Nasıl Sunulursa Para Yanlış Yere Gitmez?
Artvin merkezde bal satan bir üreticiden iki kavanoz almak isteyen müşteri, parayı havaleyle gönderecektir. Sitedeki “Ödeme” sayfasında hesap numarası (IBAN), elle yazılmış bir notun fotoğrafı olarak durur. Müşteri fotoğrafı büyütür, numarayı banka uygulamasına tek tek geçirir; bir sıfır ile bir harfi ayırt edemez. İki kez dener. Üçüncüde uygulama numarayı kabul eder; ama ekranda beliren alıcı adı, sitede yazan adla aynı değildir.
Hesap numarası bir resim olamaz; kopyalanabilen bir yazı olmalıdır. Yanında tek bir düğme durur: “Numarayı kopyala.” Dokunulduğunda numara boşluksuz kopyalanır ve ekranda “kopyalandı” yazısı belirir; müşteri onu banka uygulamasına tek hamlede yapıştırır. Elle geçirilen uzun bir numarada tek hane yanlışı yeter. Bankalar yanlış yazılmış numaraların çoğunu geri çevirir; ama müşteri o noktada çoğu zaman uğraşmayı bırakmıştır.
Numaranın yanında hesap sahibinin adı yazar: bankada nasıl kayıtlıysa öyle, eksiksiz. Banka uygulamalarının çoğu, numara girilince alıcının adını ya da adının bir bölümünü gösterir. Sitede dükkânın adını okuyup bankada bir kişi adı gören müşteri duraksar: para doğru yere mi gidiyor? Hesap bir kişinin ya da kooperatifin adınaysa sayfa bunu baştan söyler: hesap kimin adına kayıtlıdır, o kişi işletmenin nesidir.
Üçüncü bilgi, açıklama alanına ne yazılacağıdır. Müşteri oraya sipariş numarasını yazarsa gelen para hangi siparişe aitse hemen eşleşir; yazmazsa üretici, aynı gün gelen üç havalenin hangisinin kimden olduğunu adlardan çıkarmaya çalışır. Sayfa örneğiyle gösterir: “Açıklamaya yalnızca sipariş numaranızı yazın.” Numara da kopyalanabilir durur. Başkasının hesabından ödeyecek olan için bir satır eklenir: açıklamaya siparişi verenin adı da yazılsın.
Sonra ne olacağı da yazılır; para gönderen kişi en çok o bekleyişte tedirgin olur. Dekont, yani bankanın verdiği ödeme belgesi, gönderilecek mi; gönderilecekse nereye? Ödeme hesapta görülünce müşteriye haber gidecek mi? Koli hangi gün yola çıkar? Hafta sonu yapılan havalenin hesaba ne zaman geçtiği bankaya göre değişir; sayfa bunu söyler ve kimseye saat sözü vermez.
Son satır korumadır: “Hesap numaramız yalnızca bu sayfada ve faturamızda yazar; mesajla ya da e-postayla gönderilen başka bir numaraya ödeme yapmayın.” Bu cümle, adınızı kullanarak para isteyenlerin işini zorlaştırır. Fotoğraf olarak duran hesap numarası ise web tasarım akordunda falso, yani yanlış çıkan ses diye yazılır: yanında hangi telden geldiği ile müşterinin kulağına nasıl gittiği durur; bir de hangi ayın listesinde ayarlanacağı.
Bir Yazının Bağlantı Olduğu Telefon Ekranında Nereden Anlaşılır?
Arhavi’deki küçük otelini kendi işleten bir adam, sitesindeki fiyat sayfasının bir ay boyunca neredeyse hiç açılmadığını fark eder. O sayfaya giden yol, odaları anlatan paragrafın içindeki iki sözcüktür: “oda fiyatları”. Sözcükler çevrelerindeki cümleyle aynı gri renktedir; altları çizili değildir, kalın da yazılmamıştır. Fiyatı merak edenler olmuştur; kimi otele telefon etmiş, kimi sormadan başka bir otele bakmıştır. Bağlantı oradadır, ama kimse görmemiştir.
Bilgisayarda bağlantı kendini ele verir: imleç üzerine gelince ok, ele dönüşür; çoğu sitede sözcüğün rengi de değişir. Telefonda imleç yoktur; parmak ekrana ancak karar verdikten sonra değer. Okurun elinde yalnızca görünüş kalır: bu sözcük ötekilerden farklı duruyor mu? Durmuyorsa bağlantı yok hükmündedir. Sayfayı çizen kişi bağlantının yerini ezbere bilir; siteye ilk kez giren okurun ise bir işaretten başka dayanağı yoktur.
Bağlantının iki eski işareti vardır ve ikisi de hâlâ işe yarar: alt çizgi ve yalnızca bağlantılara ayrılmış bir renk. Altı çizili sözcüğü okur yıllardır tanır. Renk tek başına kullanılacaksa sitede başka hiçbir yazı o renkte olmamalıdır; başlığı da vurguyu da aynı renge boyayan sayfada okur hangisine dokunacağını kestiremez. En güvenlisi ikisini birlikte kullanmaktır: ayrı bir renk ve alt çizgi.
Görünmek yetmez; bağlantıya rahatça dokunulabilmelidir. Rengi zeminden de, çevresindeki düz yazıdan da belirgin biçimde ayrılır; soluk mavi, gri yazının yanında kaybolur. Parmak imleç kadar ince değildir: alt alta dizilmiş iki bağlantı arasında boşluk yoksa okur birine dokunmak isterken ötekini açar. Satır aralığı açılır, dokunulan alan sözcüğün kendisinden biraz geniş tutulur. Yanlış sayfaya düşen okurun yeniden deneme sabrı azdır.
Düğme de düğmeye benzemelidir: dolu bir zemin, belirgin bir kenar, üzerinde ne yapacağını söyleyen bir yazı. Yalnızca büyük harfle yazılmış bir sözcük düğme sayılmaz. Kuralın öbür yarısı da aynı ölçüde önemlidir: bağlantı olmayan hiçbir şey bağlantıya benzetilmez. Vurgulamak için altı çizilen ya da bağlantı rengine boyanan sözcüğe okur dokunur, bir şey olmaz; bir sonraki gerçek bağlantıya güveni azalır.
Sınaması kolaydır: sayfayı açın, telefonu kol boyu uzağa tutun. Yazıyı okuyamayacağınız o uzaklıktan bağlantıların yerini gösterebiliyor musunuz? Gösteremediğiniz her bağlantı, okur için de görünmezdir. Böyle bir bağlantı, web tasarım ayar listesinde bir satır olur. Listede yazanlardan hangisinin o ay ayarlanacağı sizin sözünüze bağlıdır; siz “evet” demeden hiçbir satıra girişilmez. İlk sıra, kulağı en çok tırmalayanındır: fiyat sayfasına giden görünmez bağlantı.
Yalnızca Renkle Verilen Bilgi (Kırmızı Dolu, Yeşil Boş) Her Göze Ulaşır mı?
Bir misafir adayı, yayladaki ahşap evin sahibine art arda yazar: ayın on beşi boş mu, on altısı, on yedisi? Her günü tek tek sorar. Ev sahibi şaşırır; sitede bir takvim vardır, boş günler yeşil, dolu günler kırmızı kutularla gösterilmiştir. Başka hiçbir işaret yoktur. Misafir kibarca açıklar: kırmızı ile yeşili birbirinden ayıramamaktadır; kutuların hepsi ona aynı renkte görünür.
Kimi göz kırmızı ile yeşili ayırmaz; bu, az rastlanan bir durum değildir, çoğu kişi de bunu söylemez. Renkleri ayıran göz de her koşulda ayıramaz: öğle güneşinde, parlaklığı kısılmış bir ekranda renkler birbirine yaklaşır. Yalnızca renge yüklenmiş bilgi, bu okurların hepsine eksik ulaşır. Kırmızı ile yeşil ise sitelerde sık kullanılan bir çifttir: dolu ile boş, yanlış ile doğru.
Kural kısadır: rengin söylediğini bir şey daha söyler. Takvimde dolu günün üstü çizilir ya da kutusuna “dolu” yazılır; boş gün, dokunulabilir bir düğme gibi görünür. Takvimin altına renklerin ne anlama geldiğini yazan küçük bir açıklama konur, ama asıl bilgi açıklamaya bırakılmaz. Renk kalır; çünkü ayırabilen göz için en hızlı işaret odur. Yanına eklenen çizgi ya da sözcük, onu göremeyenin payıdır.
Formlarda da böyledir. Yanlış doldurulan kutunun çevresine kırmızı bir çizgi çekip susmak yetmez; kutunun altına ne istendiği yazılır: “Çıkış günü, giriş gününden önce olamaz.” Zorunlu alanın başındaki kırmızı yıldızın yanına “zorunlu” sözcüğü gelir. Fiyat etiketinde de aynısı geçerlidir: kampanyalı ürünü yalnızca kırmızı rakamla göstermek yerine yanına “kampanya” yazılır. Rengi göremeyen okur, neyin ne olduğunu sözcükten anlar.
Çizelgeler de böyledir: iki çizgiyi yalnızca renkle ayıran bir grafik, gri görene tek çizgidir; çizgilerin ucuna adları yazılır ya da biri kesikli çizilir. Denemesi basittir: sayfaya gri bakın. Telefonların çoğunda ekranı siyah beyaza çeviren bir ayar bulunur; yoksa sayfanın ekran görüntüsü renksiz yazdırılır. Griye dönen sayfada hâlâ anlaşılan bilgi yerindedir. Kaybolan her şey, yalnızca renge emanet edilmiş demektir.
Bu düzeltmelerin çoğu küçüktür: bir çizgi, bir sözcük. Sözcüğü yazan, çizgiyi çeken, kodu değiştiren aynı ekiptir; biri ötekini beklemez. Web tasarım için akort randevu, toplantı ya da şifre istemez; sitenizin adresini yazdığınız tek satırla başlar ve sizden ücret alınmaz. Birlikte sürdürürsek her ay bir dinleti, yani o ayın kısa özeti önünüze gelir. İkinci akortta hangi falsonun sustuğu, hangisinin sırada beklediği görülür.
Anasayfamın fotoğrafını ve üstteki cümlesini mevsimden mevsime değiştirirsem aramalardaki yerim bundan etkilenir mi?
Sayfanın adresi, başlığı ve işletmenizin ne yaptığını anlatan bölümü yerinde kalıyorsa bu olağan bir güncellemedir; genellikle bir kayba yol açmaz. Değişen, fotoğraf ile birkaç cümledir. İki şeye dikkat edilir: yeni fotoğraf eskisinden ağır olmamalı, mevsim cümlesi de işletmenin asıl tanıtımını sayfadan silmemelidir. Arama motorunun nasıl karşılayacağı için kimse söz veremez.
Havale hesabım işletmenin değil, eşimin adına; müşteriler bankada başka bir ad görünce çekiniyor. Sayfada bunu nasıl açıklamalıyım?
Adı bankada göründüğü biçimiyle yazın ve yanına tek cümle ekleyin: bu kişinin kim olduğunu ve hesabın neden onun adına olduğunu. Aynı adı onay iletisinde ve faturada da yineleyin; üç yerde aynı adı gören müşteri rahatlar. Hesabın kimin adına tutulması gerektiği ise vergi ve muhasebe konusudur; onu mali müşavirinize sorun.
Sitemin ana rengi yeşil; başlıklarım da bağlantılarım da yeşil olsun istiyorum. İkisi aynı renkte olunca okur karıştırır mı?
Karıştırır; yeşil bir başlığa dokunup bir şey olmadığını gören okur, gerçek bağlantıya da dokunmaz. İki yoldan biri seçilir. Ya başlıklar koyu bir renge alınır, yeşil yalnızca bağlantılara kalır. Ya da başlıklar yeşil kalır, bağlantıların altı çizilir ve yeşilin daha koyu, ayrı bir tonu kullanılır. Düğmeler dolu yeşil durabilir.
Takvimimi hazır bir rezervasyon eklentisi çiziyor ve renklerinden başka bir şeyi değiştiremiyorum; yine de yapabileceğim bir şey var mı?
Var. Önce eklentinin ayarlarına bakın, yapımcısına da sorun; birçok takvim aracında dolu günün üstünü çizen ya da kutuya yazı ekleyen bir seçenek bulunur. Yoksa takvimin altına önümüzdeki haftaların boş günlerini yazıyla sıralayan kısa bir liste koyun. Renkleri de biri açık, öteki koyu olacak biçimde seçin; gri bakıldığında ikisi ayrılsın.